Örgüt kültürü boyutu nedir ?

Efe

New member
Örgüt Kültürü Boyutu Nedir?

Örgüt kültürü… Bu kelime bazılarımıza “kurumsal toplantılar,” “raporlar,” “uzun sunumlar” ve “yöneticinin hep aynı şarkıları dinlemesi” gibi hiç de eğlenceli olmayan şeyler çağrıştırabilir. Ama aslında örgüt kültürü, daha derin bir kavramdır. Bazen çalıştığınız yerin havasını anlamak, bir grup insanın kahve molasındaki sohbetlerinden çok daha fazla şey ifade eder. Örgüt kültürü, sadece toplantılarda geçen zaman değil, aynı zamanda o "gizli" öğle arası dedikoduları, ofis içindeki kahkaha sesleri ya da bazen birinin oturup her şeyin mükemmel olması için çok fazla çaba harcadığı günlerdir.

Peki, örgüt kültürünün boyutu nedir? Hadi gelin bunu biraz daha eğlenceli ve düşündürücü bir şekilde keşfedelim!

Kültürün Boyutları: Her Şey Biraz Karmaşık

Örgüt kültürü, aslında bir organizasyonun “ruh hali” gibidir. Dışarıdan bakıldığında çok sayıda süreç ve strateji görünür, ama bir adım daha içeri girdiğinizde, çalışanların ne düşündüğü, nasıl davrandığı ve en önemlisi neye değer verdiği de belirleyicidir. Şimdi bir soru soralım: Bunu ne kadar ciddiye alıyorsunuz? Yoksa sadece işinizi yapıp evinize mi gidiyorsunuz? Eğer cevabınız "Benim işim de işte kültür bu kadar," ise belki de biraz daha derinlemesine düşünmelisiniz.

Erkeklerin Çözüm Odaklı Bakışı

Şimdi, hayal edin: Ofiste Max adında bir erkek çalışan var. Max, her zaman veri odaklı, stratejik bir şekilde çözüm üretmeye çalışan biri. Örgüt kültürünün boyutlarını tartışırken, Max ilk olarak somut verilere odaklanır. "Hadi bakalım, gelin, şurada bir SWOT analizi yapalım!" der ve kültürün boyutlarını hızla üç başlık altında toparlar: İletişim, liderlik ve yenilikçi düşünce. Max için, kültürün boyutları, verilerle ölçülüp analiz edilebilir. Kültür, kimseyi üzmeden işlerin nasıl daha verimli yapılabileceği ile ilgilidir. O yüzden, ekip içindeki davranışların, stratejik hedeflere ne kadar hizmet ettiği oldukça önemlidir.

Max, örgüt kültürünün sadece değerler ve normlardan ibaret olmadığını savunur. O, kültürü örgütün stratejilerinin bir aracı olarak görür. Mesela, bir ekibin çalışma saatlerine nasıl uyduğu, işine ne kadar değer verdiği, çalışanların iş yerindeki rahatlıkları gibi unsurlar, stratejik planların başarılı olup olmamasında belirleyici faktörlerdir. Eğer ortamda mutsuz çalışanlar varsa, işler doğru gitmez, değil mi? Max’in bakış açısına göre, her şey bir sistem ve o sistemin doğru işlemesi için her boyutunun uyum içinde olması gerekir.

Kadınların Empatik ve İlişkisel Bakışı

Max’in çözüm odaklı yaklaşımının tam zıttında, Sarah var. Sarah, daha çok empati ve ilişki odaklı yaklaşan bir liderdir. Çalışanlarının duygusal ihtiyaçlarını ve organizasyon içindeki sosyal dinamikleri her şeyin önünde tutar. Ona göre örgüt kültürünün boyutları, çalışanların birbirleriyle kurduğu bağlarla, empati ile şekillenir. O, çalışma ortamında sadece verimliliğe değil, aynı zamanda insani değerlere de önem verir.

Sarah'nın görüşüne göre, kültür; çalışanların kendilerini değerli hissettikleri, güçlü ilişkiler kurabildikleri, birlikte gülüp eğlendikleri bir ortamda büyür. Ona göre, iyi bir örgüt kültürü, çalışanların birbirleriyle doğru bir şekilde iletişim kurabildiği, birbirlerini dinledikleri ve destekledikleri bir ortamda gelişir. Burada Max’in analitik yaklaşımına göre biraz daha farklı bir bakış açısı vardır: “Kültür sadece verilerle ölçülmez, bazen bir çay molasında kurulan dostane ilişkiler, performanstan çok daha fazla etki yaratabilir.”

Sarah, ofislerdeki moralin ve takım ruhunun kültürü nasıl şekillendirdiği konusunda oldukça kararlı bir görüşe sahiptir. O, bir organizasyonun kültürünün doğru olabilmesi için, sadece işin yapılması değil, işin yapılış biçiminin de keyifli ve anlamlı olması gerektiğini savunur. Bunu çalışanların birbirlerine ne kadar değer verdiği, empatik oldukları ve iş dışında da birbirlerini destekledikleri ilişkilerle ölçer.

Erkekler ve Kadınlar: Çözüm ve Empati Arasındaki Denge

Max ve Sarah, örgüt kültürünün boyutlarını farklı açılardan ele almışlardır, ama işin garibi, her ikisinin de söyledikleri geçerlidir. Max’in çözüm odaklı yaklaşımı ve Sarah’nın empatik bakışı, aslında birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur. Bir organizasyonun kültürünü geliştirmek, sadece stratejik planlar yapmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda bu kültürün içinde insani değerlerin ve güçlü ilişkilerin var olması gerekir.

Eğer yalnızca veriler ve hedefler üzerinden ilerlerseniz, başarı bir süre sonra "kurumsal soğukluk" halini alabilir. Ama sadece empati ve ilişkiler üzerinden gidersek, organizasyonun verimliliği bir süre sonra düşebilir. O yüzden bu iki bakış açısının birleşmesi, örgüt kültürünün boyutlarını tam anlamıyla kapsamlı bir şekilde ele alabilir.

Sonuç ve Tartışma: Kültürün Boyutları Nereye Gidiyor?

Sonuç olarak, örgüt kültürünün boyutları ne kadar önemli olsa da, bu boyutları ölçmek her zaman kolay değildir. Ancak Max’in veri odaklı yaklaşımı ile Sarah’nın empatik bakışı bir arada düşünüldüğünde, her iki görüşün de birbirini tamamladığı bir organizasyon yapısının daha sağlıklı ve başarılı olacağı aşikâr. Peki, sizce örgüt kültürünün boyutlarını daha iyi nasıl anlayabiliriz? Bu iki bakış açısının dengesi, organizasyonun verimliliğini nasıl etkiler?

Gelin, fikirlerinizi paylaşın ve bu boyutlar üzerine tartışmaya başlayalım!